|
Bedri Baykam’ın 25 Nisan 2006 Tarihli Cumhuriyet Makalesi
KUM SAATİ AKIYOR SN. CUMHURBAŞKANIM…
Bedri
Baykam Sayın Cumhurbaşkanım,
Yazdığım binlerce yazının hesabını kırk yıldır
tutmadım. Ama size okumanızı istirham ederek kaleme aldığım bu açık mektup, belki de en
önemli makalem olabilir. 12 Nisan günü Harp Akademisi’nde yaptığınız
uzun ve çok içerikli konuşmanın tarihi değerinin uzun uzun bir övgüsünü izninizle yapmayacağım. Çünkü
bu metnin ne kadar haklı temellere dayandığı, ülkemizdeki Atatürkçüler tarafından en güzel şekilde
ifade edildi.
*
* *
Sn. Cumhurbaşkanım; topluma güven vererek sürdürdüğünüz görevinizde yalnız bir yıl
daha süreniz var. Şu andaki görüntüye bakılırsa AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimini bu parlamento
ile yapacağını vurguluyor. Bu verilerde bir sürpriz olmazsa, Tayyip Erdoğan veya başka bir
AKP’li Çankaya’ya çıkacak. Bunun Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası ve temel değerlerine ne
gibi sıkıntı getireceği, türbanın Çankaya’ya tırmanma olasılığının
ne gibi kalıcı zararlar doğurabileceği Türk demokratik kamuoyunda uzunca bir süredir tartışılıyor.
12 Nisan konuşmanızda özetle “İrtica ve bölücülük konusunda tehlike
çok büyük” demenizin ötesinde, devletin çeşitli kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin laikliği
korumak için toplumu bilinçlendirmek için topyekün bir savaş verdiğinden söz ediyorsunuz. Üstelik “gericiliğe
karşı verilen bu savaşın halkın dinsel inançlarına karşı çıkmak gibi gösterilmesi
başlı başına bir din sömürüsüdür” diye haklı bir yorum yapıyorsunuz,
Sn. Cumhurbaşkanım, son bir yılın kum saatinin artık her an işlediği
şu yoz ortamda, önemini vurguladığımız gericiliğe karşı savaşa bu hükümet destek
veriyor mu? Hayır! Tam tersine, söz ettiğiniz tüm irtica yayılması, bu hükümetin seçtiği siyasetlerin
kaçınılmaz bir sonucu olarak oluşmuştur. Tüm türban politikaları, kadrolaşmaları, yaşam
tarzı dayatmaları ve özgür düşünce ve sanata olan düşmanca tavırları, laiklikten ödün vermenin
çok ötesinde şeriatçılığı çağıran ve onun altyapısını hazırlayan bir
bütün oluşturmaktadır.
*
*
* Sn. Cumhurbaşkanım, işte bu gerekçelerle size büyük sorumluluklar düşmektedir.
Tabii ki 12 Nisan konuşmanız tarihe düşülmüş bir nottur. Ancak bu toplum sizin gibi değerli bir devlet
adamından şu kritik günlerde daha fazlasını beklemektedir. İleride bu ülkenin başına herkesin
pişman olacağı olaylar gelmesini istemiyorsak, şu aşamada Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik
bir hukuk devleti olma vasıflarına karşı girişilen bu akıl almaz oyunlara karşı sizin
“zor, oyunu bozar” atasözümüzde hatırlatılan bir şekilde, bir büyük karşı eylem planına
geçmenizi, bu ulus ve onun demokratik kurumları sizden beklemektedir. Şöyleki: Anayasamızın size verdiği
yetkilerle 12 Nisan konuşmanızın daha ağırını yapmak üzere TBMM’yi toplantıya
çağırabilirsiniz. Bunun ötesinde, aynı ivedi gündem üstünden bakanlar kurulunu başkanlığınız
altında toplayabilirsiniz. Laiklikten verilen ödünler ve “tesettür kadrolaşmalarının” kabul
edilemez olduğunu, devletin başı olarak bunlara müdahale etmeye mecbur olduğunuzu söylersiniz. O gün tüm
hükümet kadrosuna karşı tek kişi olarak konuşsanız da, güç sizin elinizdedir. Çünkü arkanızda
tüm ulus var ve siz bu devletin başısınız. Ayrıca, MGK toplantısında aynı konuları
reçeteleri ile masaya yatırmak, gerici oku tersine çeviren uygulamaların derhal yürürlüğe konmasını
istemek yetkileriniz dahilindedir. Sadece yalnız laiklik ilkesine değil, Cumhuriyet’in kendisine doğrudan
saldırıların başladığı bir dönemde, tüm TV’lerde aynı anda tarihi bir uyarı
yapabilirsiniz. Makaleleri yazıp, yurdun her yerinde konuşmaları biz yaparız Sn. Cumhurbaşkanım.
Sizden artık işleyen bu kum saati ve işaret ettiğiniz tehlikeler doğrultusunda acil bir ulusal eylem
bekliyor ve size güveniyoruz.
|